Arama

Çocuklarımızı Geleceğe mi Hazırlıyoruz, Yarışa mı Sokuyoruz?

10/06/2026 16:56 | Son Güncelleme : 10/06/2026 19:01 | Müslüm OKATAN


Çocuklarımızı Geleceğe mi Hazırlıyoruz, Yarışa mı Sokuyoruz?

 

 

Her anne baba çocuğu için en iyisini ister. İyi bir eğitim alsın, başarılı olsun, güzel bir meslek sahibi olsun, kimseye muhtaç kalmasın ister. Bunun için fedakârlık yapar, emek verir, gecesini gündüzüne katar. Ancak bazen farkında olmadan çok önemli bir soruyu gözden kaçırıyoruz:

 

Çocuklarımızı gerçekten geleceğe mi hazırlıyoruz, yoksa onları bitmek bilmeyen bir yarışın içine mi sürüklüyoruz?

 

Bu yarış daha küçücük yaşlarda başlıyor. En iyi okul, en yüksek not, en başarılı kurs, en fazla sertifika... Çocuklarımız oyun oynayacakları, hayaller kuracakları yaşlarda sınavların, beklentilerin ve kıyaslamaların yükünü omuzlarında taşımaya başlıyor. Bir süre sonra onların değeri; aldıkları notlarla, kazandıkları başarılarla ölçülür hale geliyor.

 

Oysa hayat sadece sınav kazanmaktan ibaret değildir.

 

Hayat; düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmek, paylaşabilmek, merhamet gösterebilmek, dürüst kalabilmek ve her şartta insan kalabilmektir. Ne yazık ki bizler bazen çocuklarımıza insan olmayı öğretmekten çok, başkalarını geçmeyi öğretiyoruz. Daha başarılı olmayı, daha önde olmayı, daha fazlasını elde etmeyi...

 

Peki ya mutlu olmayı öğretebiliyor muyuz?

 

Bugün birçok genç yüksek puanlar alıyor, iyi okullarda okuyor, önemli başarılara imza atıyor. Ama iç dünyalarında yalnızlık, kaygı ve tükenmişlik büyüyor. Çünkü onları başarıya hazırladığımız kadar hayata hazırlayamıyoruz.

 

Kazanmayı öğretiyoruz ama kaybetmeyi öğretmiyoruz.

 

Konuşmayı öğretiyoruz ama dinlemeyi öğretmiyoruz.

 

Meslek sahibi olmalarını istiyoruz ama karakter sahibi olmanın değerini bazen göz ardı ediyoruz.

 

Oysa bir insanın geleceği yalnızca diplomasıyla şekillenmez. Vicdanıyla, ahlakıyla, merhametiyle ve hayata karşı duruşuyla şekillenir. Toplumların geleceğini sadece başarılı insanlar değil, aynı zamanda iyi insanlar inşa eder.

 

Belki de artık çocuklarımıza şu soruları sormanın zamanı gelmiştir:

 

"Bugün kaç soru çözdün?" yerine,

"Bugün kimin kalbine dokundun?"

 

"Kaç puan aldın?" yerine,

"Bugün ne öğrendin?"

 

Çünkü yarının dünyasında sadece bilgili insanlara değil, vicdanlı insanlara da ihtiyaç olacak.

Çocuklarımızı bir yarış atı gibi koşturmak yerine; kökleri sağlam, karakteri güçlü, kendisiyle barışık bireyler olarak yetiştirebilirsek, işte o zaman onları gerçekten geleceğe hazırlamış oluruz.

Çocuklarımızın omuzlarına taşıyamayacakları kadar ağır hayaller yüklemek yerine, onların kendi hayallerini kurmalarına izin verelim.

Çünkü her çocuk birincilik kürsüsünde yer almak zorunda değildir. Ama her çocuk sevildiğini, değerli olduğunu ve olduğu haliyle kabul edildiğini hissetmek zorundadır.

Yarın geriye dönüp baktığımızda çocuklarımızın kaç puan aldığı değil; ne kadar mutlu, ne kadar vicdanlı ve ne kadar insan kalabildiği konuşulacaktır.

Unutmayalım...

Başarı hayata değer katar, ama karakter hayata anlam katar.

Gelin çocuklarımızı sadece geleceğin meslek sahipleri olarak değil, geleceğin vicdan sahibi insanları olarak yetiştirelim.

Çünkü gerçek başarı; iyi bir kariyerden önce, iyi bir insan yetiştirebilmektir.

 

Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.