İMO'dan Sert Tepki: "Neyi Bekliyorsunuz, Yeni Bir Felaketi mi?"
22/07/2026 17:02 | Son Güncelleme : 22/07/2026 20:18
| Müslüm OKATAN
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Bulut, ülke genelinde yapı stoku envanterinin çıkarılması için herhangi bir çalışma yapılmamasına tepki gösterdi. Bulut, “Neyi bekliyorsunuz? Yapı stoku envanterinin çıkarılması ve riskli yapıların belirlenmesi için yeni bir felaketin kapımızı çalmasını, binlerce insanımızın daha enkaz altında kalmasını mı bekliyorsunuz?” diye sordu.
İMO Genel Merkezi’nin yapı stoku envanterinin çıkarılması ile ilgili çağrısını kamuoyu ile paylaşan İMO Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Bulut, kentleri depreme dirençli hale getirmenin önemine dikkat çekerek, “Aynı büyüklükteki iki depremden birinin binlerce can kaybına yol açarken diğerinin yalnızca kısa süreli yaşam kesintilerine neden olması, sadece fayların farklı davranmasından değil; kentlerin ne kadar bilinçli planlandığından, yapı stokunun ne kadar iyi tanındığından ve risklerin ne ölçüde yönetilebildiğinden kaynaklanmaktadır” dedi.
Deprem güvenliğinin mühendislik disiplininin konusu olduğu kadar, aynı zamanda kamu yönetimin, kent planlamasının ve kamu yararını esas alan yönetim anlayışının en temel sorumluluklarından biri olduğunu belirten Bulut, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
6,8 MİLYON RİSKLİ KONUT
“Dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı tarafından ülkemiz genelinde 6,8 milyon riskli konut olduğu belirtilmiş olmasına rağmen resmi veri olarak mevcut yapı stokuna ilişkin temel bilgilere bütüncül ve güvenilir biçimde sahip değiliz. Birçok yapı için; projelerinin arşivlerde bulunup bulunmadığını, hangi deprem yönetmeliğine göre tasarlanıp inşa edildiğini, kullanılan malzemenin niteliğini, taşıyıcı sistemine sonradan müdahale edilip edilmediğini, güçlendirme işlemi görüp görmediğini, yapı kayıt belgesine sahip olup olmadığını ve bu belgenin hangi aykırılığı kapsadığını, mevcut kullanımının ruhsat ve projeleriyle uyumlu olup olmadığını, ve en önemlisi de olası bir tasarım depremindeki performansını çoğunlukla kesin olarak bilemiyoruz.
Ülkemizde milat olarak kabul edilen 17 Ağustos 1999 Depremi’nde denetim ve uygulamadaki yetersizlikler bizzat kanun koyucular tarafından kabul edilmiş, mevzuatta ve deprem yönetmeliklerinde köklü değişikliklere gidilmiştir. Fakat kağıt üzerinde kusursuz görünen yönetmelikler, rant odaklı imar afları, ticarileşen yapı denetim sistemleri ve liyakatten uzak uygulamalarla defalarca delinmiş ve bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan politikaların faturası her depremden sonra olduğu gibi, son olarak yaşadığımız 6 Şubat Depremleri’nde on binlerce yurttaşımızın canıyla, yüz binlerce binanın yıkılması ve ağır hasar almasıyla en ağır şekilde ödenmiştir.
Başta Anayasa olmak üzere mevcut mevzuat gereği; deprem riskine karşı tedbir almak, riskli yapıları ve afet riski olan bölgeleri belirlemek, riskli yapıların risk durumuna göre güçlendirilmesini ya da yıkımını sağlayarak güvenli ve sağlıklı yaşama çevreleri teşkil etmek devletin asli ve devredilemez görevidir. Nitekim Anayasa Mahkemesi de 3 Aralık 2024 tarihli kararıyla bu hususu açıkça vurgulamış, devletin yurttaşların yaşam hakkını koruma ve denetim sorumluluğunu en üst perdeden hatırlatmıştır. Bu çerçevede de yapı stoku envanterinin çıkarılması; anayasal ve kamusal asli bir sorumluluktur.
Ayrıca 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, 5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Türkiye Afet Risk Azaltma Planı (TARAP) ve İl Afet Risk Azaltma Planları (İRAP) birlikte değerlendirildiğinde; mevcut yapı stokunun bilimsel yöntemlerle ortaya konulması, izlenmesi ve sürekli güncellenmesi herhangi bir kurumun tercihine bırakılabilecek teknik bir faaliyet değil; başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ile AFAD olmak üzere yerel yönetimler, ilgili kamu kurumları, üniversiteler ve meslek kuruluşlarının eşgüdüm içinde yürütmesi gereken temel bir kamu görevidir.
Deprem riskini azaltmak ve depreme karşı dirençli bir toplum yaratmak için AFAD tarafından Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem..." (Metin burada kesiliyor).
