Arama

Gaziantep Teksas mı oluyor?

25/05/2026 04:04 | Son Güncelleme : 25/05/2026 06:13 | Müslüm OKATAN


Gaziantep Teksas mı oluyor?

 

Gaziantep…

Türkiye’nin üretim üssü…

Sanayinin kalbi…

Gastronominin başkenti…

“Marka şehir” diye övündüğümüz, çalışkanlığıyla örnek gösterilen kadim kent…

Ama artık ne yazık ki başka olaylarla anılıyor.

Sabah telefonumuzu açıyoruz, bir silahlı saldırı haberi…

Akşam sosyal medyaya giriyoruz, başka bir kavga, başka bir tehdit, başka bir rehin olayı…

Neredeyse her gün aynı manzara…

Bir kafeye kurşun yağdırılıyor…

Yol ortasında insanlar birbirine sıkıyor…

Cezaevinden çıkan biri sevgilisini silahla rehin alıyor…

Taksici rehin alınıyor…

Tartışmalar birkaç dakika içinde silahlı çatışmaya dönüşüyor…

İntihar haberleri ise artık sıradan bir olaymış gibi önümüze düşüyor…

İnsan gerçekten anlamakta zorlanıyor.

Gaziantep gibi güçlü bir şehir neden bu kadar şiddet haberleriyle gündeme geliyor?

Biz ne zaman bu kadar öfkeli olduk?

Ne zaman bu kadar tahammülsüz hale geldik?

Ve en önemlisi…

Bu kadar silah bu insanların eline nasıl geçiyor?

Bugün Gaziantep sokaklarında vatandaşın en büyük korkusu artık trafik değil, ekonomi değil…

“Acaba nerede silah patlayacak?” endişesi oldu.

Bu çok ağır bir cümle.

Ama maalesef gerçek bu.

Eskiden insanlar çocuklarını gönül rahatlığıyla sokağa gönderirdi.

Şimdi aileler tedirgin…

Gençler öfkeli…

Toplum gergin…

Bir tartışmanın sonu artık yumrukla değil, doğrudan silahla bitiyor.

İşte asıl korkutucu olan da bu…

Çünkü mesele artık sadece asayiş olayı değil.

Bu mesele toplumsal bir çöküş sinyali vermeye başladı.

Özellikle bireysel silahlanma artık ürkütücü boyutlarda.

Neredeyse herkesin belinde bir silah varmış hissi oluşuyor.

Öfkesini kontrol edemeyen, sabrı tükenmiş insanlar birkaç saniyede geri dönüşü olmayan olaylara karışıyor.

Sonra ne oluyor?

Bir aile dağılıyor…

Bir anne ağlıyor…

Bir çocuk babasız kalıyor…

Bir hayat kararıyor…

Ve ertesi gün yeni bir olay haberi geliyor.

Burada özellikle bir noktayı da söylemek gerekiyor.

Gaziantep Emniyet Müdürlüğü son dönemde gerçekten çok ciddi çalışmalar yürütüyor. Şehirde uygulamalar arttı, denetimler sıklaştı, operasyonlar yapılıyor. Polis ekipleri gece gündüz sahada mücadele ediyor. Bu emeği görmezden gelmek büyük haksızlık olur.

Ancak görünen o ki mesele artık sadece polisiye tedbirlerle çözülebilecek noktayı geçti.

Çünkü sorun sadece suçluyu yakalamak değil…

Suçu doğuran zemini ortadan kaldırabilmek.

Toplum olarak çok yorulduk.

Ekonomik baskılar, sosyal sorunlar, öfke, stres, gelecek kaygısı derken insanlar adeta patlamaya hazır hale geldi.

Bunun üstüne bir de kolay ulaşılabilen silahlar eklenince ortaya korkutucu bir tablo çıkıyor.

Gaziantep bunu hak etmiyor.

Bu şehir; sanayiyle, ihracatla, kültürüyle, mutfağıyla konuşulmalı…

Silahla, şiddetle, rehin olaylarıyla değil.

“Marka şehir” olmak sadece büyük binalar yapmakla olmaz.

Gerçek marka şehir; insanın kendini güvende hissettiği şehirdir.

Çocukların korkmadan oynadığı…

Kadınların endişe duymadan yürüdüğü…

İnsanların öfke yerine sağduyuyla hareket ettiği şehirler güçlüdür.

Umarım artık herkes bu tabloyu ciddiye alır.

Çünkü bugün susarsak, yarın çok daha ağır olayların içinde kalabiliriz.

Gaziantep’in yeniden huzuruyla anıldığı günleri görmek dileğiyle…

Şimdiden tüm hemşehrilerimin mübarek Kurban Bayramı’nı kutluyorum.

Bayramın; huzur, birlik ve kardeşlik getirmesini diliyorum.

Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.