Arama

Toplum Olarak Ahlaki Değerlerimizi Kaybediyoruz: Biz Nereye Gidiyoruz?

29/06/2026 18:30 | Son Güncelleme : 29/06/2026 20:07 | Müslüm OKATAN


Toplum Olarak Ahlaki Değerlerimizi Kaybediyoruz: Biz Nereye Gidiyoruz?

 

Merhaba Son Nokta ailesi...

Zaman zaman siyaset, zaman zaman ekonomi ve kent gündemine dair düşüncelerimi sizlerle paylaşıyorum. Ancak bu haftaki yazım ne siyaset ne de ekonomi üzerine...

Bu hafta, hepimizi yakından ilgilendiren, geleceğimizi doğrudan etkileyen çok daha önemli bir konuya dikkat çekmek istiyorum: Aile kurumumuz ve her geçen gün aşınan toplumsal değerlerimiz.

Çünkü güçlü bir toplumun temeli güçlü ailelerden geçer. Aileyi kaybetmeye başladığımız gün; sevgiyi, saygıyı, güveni ve geleceğe dair umutlarımızı da kaybetmeye başlarız.

Bir zamanlar "aile kutsaldır" diyerek büyüyen bir toplumduk. Şimdi ise aile mahremiyetinin canlı yayınlarda reyting malzemesi yapıldığı, sosyal medyada beğeni uğruna eşlerin birbirini aşağılayabildiği, sadakatin ve saygının "eski kafalılık" olarak görüldüğü bir dönemin içindeyiz.

Her gün ekranlarda yeni bir tartışma, TikTok'ta yeni bir skandal, sosyal medyada yeni bir rezalet... Ne yazık ki bunlar artık istisna değil, sıradan hale geldi. İnsanlar ailelerini korumak yerine takipçi sayılarını artırmanın peşine düştü. Özel hayat, mahremiyet ve ahlaki değerler birkaç saniyelik videolar uğruna feda ediliyor.

Son yıllarda televizyon ekranlarını yeniden dolduran evlilik ve izdivaç programları da bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Evlilik gibi kutsal bir kurum, reyting uğruna tartışmaların, hakaretlerin ve magazinsel gösterilerin merkezine taşınıyor. Gençler artık sağlıklı aile örnekleri yerine bu yapay ilişkileri izleyerek büyüyor.

Elbette her boşanmanın sebebi televizyon ya da sosyal medya değildir. Ekonomik sıkıntılar, iletişim sorunları ve daha birçok neden vardır. Ancak toplumun değer yargılarını şekillendiren medya içeriklerinin etkisini de görmezden gelemeyiz.

Gaziantep'te de boşanma oranlarının yükselmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir gerçektir. Dağılan her yuva sadece iki insanın yollarını ayırması değildir; çocukların, ailelerin ve toplumun geleceğinin de yara almasıdır.

Peki bu gidişatı kim durduracak?

Sadece aileleri suçlamak kolaycılık olur. Asıl sorgulanması gereken; reyting uğruna toplumsal değerleri hiçe sayan yayın anlayışı, denetimsiz dijital platformlar ve ahlaki sınırları yok sayan içeriklerdir. İlgili kurumların televizyon programları konusunda daha etkin denetim uygulaması, sosyal medya platformlarında ise oto kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi artık bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluktur.

Aile, bu milletin en güçlü kalesidir. O kale yıkılırsa sadece bir ev değil, bir toplum çöker. Çocuklarımız sevgiyi ekrandaki kurgulardan değil, anne ve babalarının örnek olduğu gerçek yuvalarda öğrenmelidir.

Bugün sessiz kalırsak yarın sadece boşanma rakamlarını konuşmayacağız. Saygıyı, sevgiyi, güveni ve bizi biz yapan bütün değerleri kaybetmiş olacağız.

Ve o zaman hep birlikte şu soruyu sormak zorunda kalacağız:

Biz gerçekten nereye gidiyoruz?

Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.