SİYASETTE SADAKAT Mİ, LİYAKAT Mİ?
03/11/2026 06:37 | Son Güncelleme : 03/11/2026 07:52
| Müslüm OKATAN
Merhaba Sonnokta ailesi,
Bu haftaki yazımda siyasetin en çok tartışılması gereken konularından birine değinmek istiyorum: Siyasette görevlendirmeler hangi ölçütlere göre yapılıyor? Bir insanın bilgi, birikim, tecrübe ve emeği mi ön planda tutuluyor, yoksa kimlerle yakın ilişki içerisinde olduğu mu belirleyici oluyor?
Siyaset, yalnızca bir makama gelmek ya da belirli görevleri paylaşmak değildir. Siyaset aynı zamanda sorumluluk almak, topluma hizmet etmek ve insanların güvenine layık olmaktır. Bu nedenle görevlendirmelerde adaletin, hakkaniyetin ve liyakatin gözetilmesi büyük önem taşır.
Elbette güven, sadakat ve ortak değerlere bağlılık siyasi hayatın önemli unsurlarıdır. Birlikte yol yürüyen insanların birbirine güvenmesi, ortak hedefler doğrultusunda hareket etmesi son derece doğaldır. Ancak sadakat, kişilere bağlılık üzerinden değerlendirilerek liyakatin önüne geçtiğinde asıl sorun o zaman başlar.
Bir göreve getirilecek kişinin bilgi ve deneyiminden çok kimin yakını olduğunun önem kazanması, sadece adalet duygusunu zedelemekle kalmaz; yıllarca emek vermiş, kendisini geliştirmiş ve sorumluluk almaya hazır insanların da geri planda kalmasına neden olur.
Unutulmamalıdır ki bir makama gelmek kadar o makamın sorumluluğunu taşıyabilmek de önemlidir. Sadece yakınlık ilişkileriyle verilen görevler, zaman içerisinde kurumların çalışma düzenini ve toplumun siyasete duyduğu güveni olumsuz etkileyebilir.
Sadakat elbette önemlidir. Ancak sadakat, doğruyu söylemekten vazgeçmek, yanlışlara sessiz kalmak ya da liyakat sahibi insanların önünü kapatmak anlamına gelmemelidir. Gerçek güven, gerektiğinde eleştirebilmeyi ve ortak hedefler için doğru insanlarla çalışabilmeyi de gerektirir.
Siyasete duyulan güvenin yeniden güçlenmesi için görevlendirmelerde adaletin ve liyakatin esas alınması gerekir. Emek veren, kendisini geliştiren, bilgi ve tecrübesiyle katkı sunabilecek insanların önünün açıldığı bir anlayış hem kurumları güçlendirir hem de topluma umut verir.
Çünkü siyaset, birkaç kişinin etrafında şekillenen bir düzen kurmak değil, toplumun tamamına hizmet edebilecek bir anlayışı hayata geçirmektir.
Sonuç olarak şunu sormak gerekiyor: Siyasette önemli olan kiminle yol yürüdüğümüz mü, yoksa o yolda ne kadar emek verdiğimiz mi?
Bence bu sorunun cevabını herkes kendi vicdanında vermeli.
