PİYASA STOP MU ETTİ? ESNAF “BÖYLE BİR DÖNEM GÖRMEDİM” DİYOR
12/08/2026 19:36 | Son Güncelleme : 13/08/2026 02:27
| Müslüm OKATAN
PİYASA STOP MU ETTİ? ESNAF “BÖYLE BİR DÖNEM GÖRMEDİM” DİYOR
Ekonomiyi konuşurken çoğu zaman büyük rakamlara, faiz oranlarına, altın fiyatlarına, döviz kurlarına ve borsa verilerine bakıyoruz. Oysa ekonominin gerçek fotoğrafını görmek istiyorsak biraz da sokağa çıkmak, esnafın kepenklerine, sanayicinin iş yerine, galericinin önündeki araçlara, müteahhidin şantiyesine ve vatandaşın cebine bakmak gerekiyor.
Benim sahadan gördüğüm tablo ise hiç iç açıcı değil.
Daha önce de ekonomik sıkıntılardan söz ettim. Ancak son bir yıldır özellikle dikkatimi çeken çok daha farklı bir durum var: Piyasada sıcak para dönmüyor.
İnşaat sektöründe hareketlilik zayıf, otomotiv piyasasında eski canlılık yok, küçük esnafın işi istediği seviyede değil, sanayici önünü görmekte zorlanıyor.
Kimle konuşsam benzer cümleleri duyuyorum:
“Hayatımda böyle bir piyasa görmedim.”
Bu söz artık tek bir esnafın şikâyeti olmaktan çıktı. Sokağın ortak cümlesi haline geldi.
ESNAF CİRO YAPIYOR AMA KAZANAMIYOR
Bugün birçok küçük esnafın en büyük sorunu yalnızca müşteri azlığı değil.
Müşteri geliyor ama alışveriş yapmıyor.
Alışveriş yapıyor ama daha düşük miktarda yapıyor.
Esnaf satış yapıyor ama sattığı malın yerine yenisini koyarken zorlanıyor.
Yani para kazanmak başka, para çevirmek başka bir mesele haline geldi.
Bir işletmenin ayakta kalabilmesi için sadece kasasına para girmesi yetmez. O paranın piyasada dolaşması gerekir.
Esnaf tedarikçisine ödeme yapacak, tedarikçi çalışanına maaş verecek, çalışan marketten alışveriş yapacak, market sahibi başka bir işletmeden ürün alacak.
Ekonominin çarkı böyle döner.
Fakat bugün bu çarkın bazı dişlileri dönmekte zorlanıyor.
SICAK PARA NEREDE?
Burada asıl dikkat edilmesi gereken konu bence sıcak para.
Piyasada para var mı?
Evet, elbette var.
Ama mesele paranın varlığı değil.
Paranın piyasada dolaşıp dolaşmadığı.
Son aylarda yüksek faiz ortamı, insanların parasını harcamak yerine bekletmesine neden oluyor.
Bir tarafta yüksek faiz, diğer tarafta altın ve diğer yatırım araçlarına yönelen vatandaş var.
Özellikle son dönemde yüksek rakamlardan altın alanların önemli bir bölümü bugün zarar yazdığı için satış yapmak istemiyor.
“Biraz daha bekleyeyim, zararımı çıkartayım” düşüncesiyle para adeta kilitleniyor.
Para vatandaşın elinde duruyor.
Vatandaş harcamıyor.
Esnaf satış yapamıyor.
Esnaf yatırım yapamıyor.
Sanayici yeni makine almakta zorlanıyor.
Müteahhit yeni projeye başlamak konusunda temkinli davranıyor.
Galerici araç alıp satarken iki kere düşünüyor.
Ve bütün bunların sonucunda piyasadaki hareketlilik azalıyor.
PARA VAR AMA HAREKET YOK
İşte ekonominin en önemli sorunlarından biri burada ortaya çıkıyor.
Para var ama hareket yok.
Para hareket etmediğinde ekonomik canlılık da azalıyor.
Bir esnafın dükkânında 10 müşteri yerine 5 müşteri olması sadece o esnafı ilgilendiren bir mesele değildir.
O esnaf daha az mal alır.
Toptancı daha az satış yapar.
Üretici daha az üretir.
Nakliyeci daha az taşır.
Çalışan daha az kazanır.
Ve zincirin tamamı bundan etkilenir.
Bu yüzden ekonomiye sadece “kaç liralık satış yapıldı?” diye bakmak yeterli değil.
O para kaç kez el değiştirdi?
Asıl soru budur.
KÜÇÜK ESNAF YARINI GÖREMİYOR
Bugün küçük esnafın en büyük problemi belirsizlik.
Yarın ne olacağını bilmiyor.
Bir dükkân sahibi kira ödeyecek.
Elektrik, su, personel, vergi, SGK, tedarikçi borcu var.
Ama karşı tarafta müşteri eski harcamasını yapmıyor.
Esnafın söylediği şu:
“Bugünü kurtarıyoruz ama yarını göremiyoruz.”
Bence bu cümle, ekonominin geldiği noktayı anlatmak açısından çok önemli.
Çünkü esnafın geleceğe dair güveni azalırsa yatırım da azalır.
Yatırım azalırsa istihdam azalır.
İstihdam azalırsa tüketim azalır.
Tüketim azalırsa esnafın işi daha da düşer.
Böylece ekonomi kendi içinde bir kısır döngüye girer.
İNŞAAT DURURSA SADECE MÜTEAHHİT ETKİLENMEZ
İnşaat sektörünü sadece müteahhitlerden ibaret görmek büyük hata olur.
İnşaat demek demirci demek.
Çimentocu demek.
Tesisatçı demek.
Elektrikçi demek.
Boyacı demek.
Mobilyacı demek.
Nakliyeci demek.
İşçi demek.
Milyonlarca insanın doğrudan veya dolaylı şekilde ekmek kazandığı devasa bir sektör.
İnşaatta yavaşlama olduğunda bunun etkisi kısa sürede başka sektörlere de yansıyor.
Aynı durum otomotiv için de geçerli.
Galerici araç satamazsa sadece galerici kaybetmiyor.
Servis, sigorta, ekspertiz, yedek parça, oto yıkama ve daha birçok sektör bundan etkileniyor.
SANAYİCİ DE ÖNÜNÜ GÖRMEK İSTİYOR
Sanayici yatırım yapmak ister.
Yeni makine almak ister.
Üretimini artırmak ister.
İstihdam yaratmak ister.
Ama bunun için önce önünü görebilmesi gerekiyor.
Maliyetlerin yüksek olduğu, finansmana ulaşmanın zorlaştığı ve talebin yeterince güçlü olmadığı bir ortamda sanayici doğal olarak frene basıyor.
Çünkü kimse milyonlarca liralık yatırım yapıp “Acaba yarın ne olacak?” sorusuyla baş başa kalmak istemiyor.
Bu nedenle ekonominin yeniden hareketlenmesi için yalnızca faiz oranlarını konuşmak yetmez.
Güven ortamını da konuşmak gerekir.
BU SADECE ESNAFIN SORUNU DEĞİL
Bugün esnafın yaşadığı sıkıntı aslında toplumun tamamının meselesi.
Çünkü esnaf ekonominin nabzıdır.
Esnafın yüzü gülmüyorsa vatandaşın alım gücünde problem vardır.
Sanayici yatırım yapmıyorsa ekonomik beklentilerde problem vardır.
İnşaatçı yeni projeye başlamıyorsa maliyet ve finansmanda problem vardır.
Galerici araç alıp satmakta zorlanıyorsa tüketici güveninde problem vardır.
Dolayısıyla bugün sokaktan yükselen ekonomik şikâyetleri küçümsememek gerekiyor.
ARTIK “YARINI” KONUŞMALIYIZ
Ekonomide en tehlikeli şeylerden biri yalnızca bugünün kötü olması değildir.
İnsanların yarına dair umudunu kaybetmesidir.
Bir esnaf “Önümüzdeki ay daha iyi olur” diyebiliyorsa mücadele eder.
Bir sanayici “Önümüzdeki yıl yatırım yapacağım” diyebiliyorsa hazırlık yapar.
Bir vatandaş “Önümüzdeki dönemde rahatlayacağım” diyebiliyorsa harcama yapar.
Ama herkes beklemeye başlarsa piyasa donar.
Bugün bana göre yaşanan tablonun önemli bir bölümü de bu.
Herkes bekliyor.
Esnaf bekliyor.
Sanayici bekliyor.
Vatandaş bekliyor.
Yatırımcı bekliyor.
Piyasa ise hareket bekliyor.
SON SÖZ
Ben ekonomist değilim.
Ama sokağın sesini dinleyen bir gazeteci olarak şunu açıkça söyleyebilirim:
Piyasada ciddi bir durgunluk hissediliyor.
Sıcak para yeterince dönmüyor.
İnsanlar harcamaktan çekiniyor.
Yatırımcı bekliyor.
Esnaf yarınını göremiyor.
Sanayici önünü görmek istiyor.
İnşaat sektörü eski hareketliliğini arıyor.
Otomotiv piyasası zorlanıyor.
Ve en önemlisi, küçük esnafın büyük bölümü “Böyle bir piyasa görmedim” diyor.
Ekonominin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını artık daha net görmek gerekiyor.
Çünkü rakamların yanında sokağın sesi de var.
Ve bugün o ses bize çok açık bir şey söylüyor:
“Para var ama piyasada dönmüyor.”
Eğer bu para yeniden ekonominin çarklarına girmiyor, esnafın kasasına, sanayicinin yatırımına, vatandaşın alışverişine ve üretimin içine dönmüyorsa, piyasadaki durgunluğun daha fazla hissedilmesi kaçınılmaz hale gelir.
Bugün belki en çok ihtiyaç duyduğumuz şey sadece para değil;
güven, istikrar ve yarına dair umut.
Çünkü ekonomi güvenle hareket eder.
Güven yoksa para bekler.
Para beklerse piyasa yavaşlar.
Piyasa yavaşlarsa esnaf susar.
Ve esnaf susarsa, sokağın sesi de değişir.
