Arama

Ölümü Değil, Faniliği Hatırlatan Bir Yer: Baldöken

26/03/2026 08:05 | Son Güncelleme : 26/03/2026 12:46 | Müslüm OKATAN


Ölümü Değil, Faniliği Hatırlatan Bir Yer: Baldöken

Merhaba sevgili SonNokta okuyucuları,

Bu hafta sizi sınıflardan, derslerden ve eğitim gündeminden biraz uzaklaştırıp bambaşka bir yolculuğa davet ediyorum. Gürültünün ortasında saklı kalmış bir sessizliğe, kalabalığın içinde unutulmuş bir hakikate…

IMG-20260326-WA0023-i69c4edd7b6013.jpg

Bir şehir düşünün: Gürültülü, hızlı, telaşlı… İnsanlar bir yerlere yetişme derdinde. Kahveler içiliyor, sohbetler ediliyor, çocuklar koşuyor. Ve tam bu hayatın ortasında, fark edilmeden duran bir yer var: bir mezarlık.

“Şehrin ortasında mezarlık mı olur?” diye düşünürüz. Ama Girne’de oluyor.

Üstelik öyle gözden uzak, kenara itilmiş bir alan da değil. Baldöken Osmanlı Mezarlığı, insanların yürüdüğü, oturduğu, dinlendiği bir parkın tam içinde yer alıyor. İlk bakışta tuhaf geliyor. Hatta biraz huzursuz edici.

Ama biraz durup baktığınızda, o huzursuzluğun kaynağının mezarlık olmadığını fark ediyorsunuz…

IMG-20260326-WA0039-i69c4edc97f5eb.jpg

Asıl mesele, bizim unuttuklarımız.

Baldöken, bir zamanlar şehrin dışındaydı. Sessizliğin, vedanın ve kabullenişin mekânıydı. İnsanlar oraya sadece kaybettiklerini uğurlamak için giderdi. Sonra şehir büyüdü. Beton çoğaldı, yollar açıldı, hayat hızlandı… Ve mezarlık, fark edilmeden hayatın ortasında kaldı.

Bugün orada oturan insanların çoğu belki bunun farkında bile değil. Bir bankta kahvesini yudumluyor, telefonuna bakıyor, günlük telaşın içinde kayboluyor. Hemen birkaç adım ötesinde ise yüzlerce yıl önce yaşamış insanların mezar taşları sessizce duruyor.

AddText_03-26-11.24.07-i69c4edb914d78.jpg

Kim bilir… O taşların altında yatan insanlar da bir zamanlar bu şehirde yürüyordu. Onlar da konuşuyor, plan yapıyor, belki hayaller kuruyordu. Şimdi ise tek yaptıkları şey, sessizce hatırlatmak.

Ve insan ister istemez kendine şu soruyu soruyor:

Garip olan hangisi? Mezarlığın şehirde kalması mı, yoksa bizim hayatın içinde ölümü tamamen unutmuş olmamız mı?

Modern hayat bize hep ileriye bakmayı öğretiyor. Daha hızlı olmayı, daha çok üretmeyi, daha çok tüketmeyi… Ama durup düşünmeyi, hatırlamayı ve kabullenmeyi pek öğretmiyor.

Baldöken ise tam tersini yapıyor. Sizi yavaşlatıyor. Düşündürmeye zorluyor. Unuttuğunuz bir gerçeği sessizce önünüze koyuyor.

IMG-20260326-WA0041-i69c4ee5129332.jpg

Bu yüzden orada yürürken içimize açıklayamadığımız bir duygu çöküyor. Ne tam bir hüzün, ne de korku… Daha çok fark ediş gibi.

 

Çünkü o taşlar bize şunu söylüyor:

Ne kadar hızlanırsan hızlan, ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş… Hayatın gerçeği hep orada, sessizce duruyor.

Belki de mesele mezarlığın şehrin ortasında olması değil. Belki de mesele, bizim hayatın gerçeğini şehrin dışına itmiş olmamız.

Ve biz çoğu zam an, tam yanından geçip gidiyoruz…

IMG-20260326-WA0022-i69c4ee29f35d8.jpg

Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.