Görmezden Geldiğimiz Tehlike: Okullarda Artan Şiddet
18/04/2026 17:14 | Son Güncelleme : 18/04/2026 19:50
| Müslüm OKATAN
Merhaba Sonnokta okurları,
Öyle bir haftayı geride bırakıyoruz ki… Siverek ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan olaylar hepimizi derinden üzdü, sarstı ve düşündürdü. Eğitim dediğimiz o güvenli limanın içinde böylesi acıların yaşanması, artık görmezden gelemeyeceğimiz bir gerçeği yüzümüze çarpıyor: Okullarda şiddet, sessizce büyüyen bir sorun olmaktan çıkıp hepimizi ilgilendiren ciddi bir toplumsal mesele haline geldi.
Son zamanlarda okullardan gelen haberler, artık yalnızca “üzücü” değil, aynı zamanda alarm verici bir noktaya ulaştı. Üstelik bu olayların merkezinde çoğu zaman çocukların olması, meselenin ne kadar derin ve çok boyutlu olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Artık şu gerçeği kabul etmek gerekiyor: Bu mesele sadece güvenlik önlemleriyle çözülebilecek bir sorun değil. Okullardaki şiddet, buzdağının görünen yüzü. Altında ise ihmal edilen psikolojik süreçler, yetersiz rehberlik hizmetleri ve giderek büyüyen sosyal kopukluk yatıyor.
Bir düşünelim…
Bir öğrenci neden şiddete yönelir?
Bir çocuk nasıl olur da arkadaşına ya da öğretmenine zarar verebilecek noktaya gelir?
Bu soruların cevabı çoğu zaman okulun dışında başlıyor. Aile içi iletişimden sosyal çevreye, dijital dünyadaki etkilerden duygusal ihmale kadar uzanan geniş bir tablo var karşımızda. Okullar ise bu yükün tam ortasında, çoğu zaman sınırlı imkânlarla mücadele etmeye çalışıyor.
Özellikle özel gereksinimli bireylerin eğitim gördüğü ortamlarda bu durum çok daha hassas bir hal alıyor. Bu çocukların yalnızca akademik değil, güçlü bir psikososyal desteğe ihtiyaç duyduğu açık. Ancak mevcut sistemde bu destek çoğu zaman yeterli düzeye ulaşamıyor.
Rehberlik servislerinin rolü burada hayati. Ancak şu soruyu sormadan geçemeyiz: Bu servisler gerçekten yeterli mi?
Erken uyarı mekanizmaları ne kadar etkin çalışıyor?
Risk altındaki çocuklar zamanında fark edilebiliyor mu?
Ne yazık ki çoğu durumda cevaplar iç açıcı değil.
Oysa çözüm imkânsız değil. Daha güçlü psikolojik destek sistemleri, erken müdahale programları ve kurumlar arası gerçek bir iş birliğiyle bu tablo değiştirilebilir. Ama bunun için önce sorunun büyüklüğünü kabul etmek gerekiyor.
Çünkü mesele sadece bugünün güvenliği değil…
Mesele, yarının toplumu.
Her kaybedilen çocuk, sadece bir birey değil; aynı zamanda geleceğe dair bir umudun eksilmesi demek. Ve her şiddet olayı, aslında duyulmayan bir yardım çığlığı.
Artık bu çığlığı duymamazlıktan gelme lüksümüz yok.
