6 ŞUBAT DEPREMİNİ UNUTMADIK... PEKİ YA 6 ŞUBAT'TAN DERS ÇIKARDIK MI?
21/07/2026 15:38 | Son Güncelleme : 21/07/2026 19:48
| Müslüm OKATAN
6 ŞUBAT'I UNUTMADIK… PEKİ YA DERS ÇIKARDIK MI?
Sesimi duyan var mı?
Beni duyan var mı?
6 Şubat'ta yaşadıklarımızı bir kez daha yaşamak istiyor muyuz?
O gün enkazların altında kalanların sesini duyduk…
Anne babasını kaybedenlerin feryadını duyduk…
Evladını kaybedenlerin çığlığını duyduk…
Yıkılan binaların altında umutla bekleyen insanların sesini duyduk…
Peki bugün…
O çığlıkları gerçekten unuttuk mu?
Allah bir daha o günleri yaşatmasın.
Ama sormak zorundayız:
Bir daha yaşamamak için ne yapıyoruz?
Gaziantep başta olmak üzere depremden etkilenen şehirlerimizde yaşananları hepimiz gördük.
Kahramanmaraş'ı gördük.
Hatay'ı gördük.
Adıyaman'ı gördük.
Malatya'yı gördük.
Osmaniye'yi gördük.
Gaziantep'i gördük.
Bir gecede şehirlerin nasıl değiştiğine, insanların hayatlarının nasıl altüst olduğuna hep birlikte şahit olduk.
Şimdi aradan üç yıl geçti.
Ve ben buradan açıkça soruyorum:
Yetkililer!
Şehirlerimizi nereye götürüyoruz?
Dikey yapılaşmayla nereye gidiyoruz?
6 Şubat'tan sonra hâlâ yüksek katlı yapılaşmayı şehirlerimizin geleceğinde ne kadar doğru buluyoruz?
Biz 6 Şubat'ı tekrar yaşamak mı istiyoruz?
Hayır!
O zaman neden hâlâ şehirlerimizi daha fazla kat, daha fazla bina ve daha fazla yoğunluk üzerinden büyütmeye devam ediyoruz?
Elbette mesele sadece "yüksek bina" meselesi değildir.
Sağlam zemin vardır.
Doğru mühendislik vardır.
Kaliteli malzeme vardır.
Denetim vardır.
İmar vardır.
Bilim vardır.
Ama bütün bunların yanında bir de şehirlerin nasıl planlandığı meselesi vardır.
İşte burada artık ciddi bir tartışma başlatmamız gerekiyor.
Neden yatay mimariyi daha fazla konuşmuyoruz?
Neden daha düşük katlı, daha güvenli ve daha ferah şehirler kurmayı hedeflemiyoruz?
Bugün TOKİ'nin birçok projesinde daha düşük katlı yapılaşmayı görüyoruz.
Peki özel sektörde neden 10 kat ve üzeri binalar yükseliyor?
Bu şehirlerin geleceğini nasıl planlıyoruz?
Gaziantep'in nüfusu artıyor.
Şehir büyüyor.
Yeni konut ihtiyacı var.
Bunların hepsi doğru.
Ancak büyümek demek, mutlaka gökyüzüne doğru yükselmek demek değildir.
Peki neden daha yatay, daha planlı ve daha güvenli şehirler kurmayalım?
Neden insan hayatını ve deprem gerçeğini şehir planlamasının merkezine koymayalım?
Neden 6 Şubat'tan sonra şehirlerimizin geleceğini yeniden düşünmeyelim?
6 Şubat bize çok acı bir ders verdi.
O gün hepimiz "Bir daha böyle bir şey olmasın" dedik.
Şimdi o sözün gereğini yerine getirme zamanı.
Çünkü deprem ülkesi olduğumuzu artık herkes biliyor.
Bilim insanları yıllardır uyarıyor.
Uzmanlar yıllardır anlatıyor.
Fay hatları ortada.
Riskler ortada.
Yaşanan felaket ortada.
Peki biz hâlâ neyi bekliyoruz?
Bir sonraki büyük depremi mi?
Sesimi duyan var mı?
Bu soruyu sadece bugün değil, yarın da sormaya devam edeceğim.
Çünkü mesele siyaset değil.
Mesele rant değil.
Mesele birilerinin kazanması ya da kaybetmesi değil.
Mesele insan hayatı.
Mesele çocuklarımız.
Mesele yarınlarımız.
Mesele, bir sonraki deprem olduğunda enkaz başında yine aynı cümleyi kurmamak:
"Keşke daha önce önlem alsaydık…"
Artık "Allah korusun" demek yetmez.
Tedbir almak zorundayız.
Artık 6 Şubat'ı sadece anma günlerinde hatırlamak yetmez.
6 Şubat'tan ders çıkarmak zorundayız.
Artık şehirlerimizi sadece bugünün ihtiyaçlarına göre değil, yarının depremlerini düşünerek planlamak zorundayız.
Bu nedenle buradan başta yerel yöneticiler olmak üzere, şehir planlamasında söz sahibi olan herkese açıkça soruyorum:
Gaziantep'in geleceğinde dikey yapılaşmanın sınırı nerede?
10 kat ve üzeri yapılaşma konusunda nasıl bir şehircilik vizyonu ortaya koyuyorsunuz?
Yatay mimariyi neden daha güçlü şekilde gündeme almıyoruz?
6 Şubat'tan sonra şehirlerimizi yeniden planlarken, deprem gerçeğini gerçekten merkezimize alıyor muyuz?
Ve en önemlisi:
Bir sonraki 6 Şubat yaşanmadan önce gerekli dersleri çıkaracak mıyız?
Yoksa yine bir deprem olacak…
Yine herkes aynı cümleyi söyleyecek:
"Neden önlem almadık?"
Ben o cümleyi bir daha duymak istemiyorum.
Hiçbir anne babanın evladının enkaz altında kalmasını istemiyorum.
Hiçbir çocuğun deprem korkusuyla büyümesini istemiyorum.
Hiçbir şehrimizin bir gecede yıkılmasını istemiyorum.
Ve açıkça söylüyorum:
6 Şubat'ı bir daha yaşamak istemiyorsak, bugün şehirlerimizi nasıl inşa ettiğimizi sorgulamak zorundayız.
Çünkü depremi durduramayız.
Ama depremde yıkılmayacak şehirleri inşa etmek bizim elimizde.
Sesimi duyan var mı?
Yetkililer…
Bu şehirleri nereye götürüyoruz?
Dikey yapılaşmayla nereye kadar?
Artık bu sorulara cevap verme zamanı gelmedi mi?
