GAZİANTEP'TE DOLU FELAKETİ: ÇİFTÇİ DESTEK BEKLİYOR, BİR YILLIK EMEK DAKİKALAR İÇİNDE YOK OLDU
Sevgili SonNokta ailesi,
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; bu anlamlı günü bizlere armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Bu haftaki köşe yazımda geçtiğimiz günlerde Gaziantep’te yaşanan fırtına ve dolu felaketinin ardından ortaya çıkan ağır tabloya dikkat çekmek istiyorum.
Çünkü yaşanan bu afet, sadece birkaç dakikalık bir doğa olayı değil; aynı zamanda yıllardır konuşulan eksiklerin, ihmallerin ve çözüm bekleyen sorunların da yeniden gün yüzüne çıkmasına neden oldu.
Özellikle çiftçilerimizin yaşadığı mağduriyet gerçekten görmezden gelinecek gibi değil.
Bir çiftçi için tarla sadece toprak değildir. Geçim kaynağıdır, gelecektir, çocuklarının rızkıdır.
Aylar boyunca sabahın ilk ışığında başlayan emek, toprağın sürülmesi, budama yapılması, ilaç atılması, sulama, bakım ve büyük bir sabırla beklenen hasat dönemi…
Bütün bunlar büyük bir mücadeledir.
Ancak geçtiğimiz günlerde etkili olan şiddetli dolu ve fırtına, birçok üreticinin bir yıllık emeğini dakikalar içinde yok etti.
Kimi üreticinin fıstık bahçesi zarar gördü, kimi üzüm bağını kaybetti, kimi zeytin ağaçlarında büyük hasar yaşadı.
Bazı çiftçiler ise sezon boyunca elde edeceği tek gelir kaynağını tamamen kaybetmiş durumda.
Bugün kırsalda insanlar sadece zararını konuşmuyor; aynı zamanda “Şimdi ne olacak?” sorusunun cevabını arıyor.
Çünkü üretici için kaybedilen mahsul sadece ekonomik zarar değildir.
Borç vardır, kredi vardır, ailesinin geçimi vardır, çocuklarının geleceği vardır.
Çiftçinin bugün çok büyük kaybı ve zararı vardır.
Bu nedenle yaşanan mağduriyet küçük açıklamalarla geçiştirilemez.
Gerekirse kapsamlı zarar raporları hazırlanmalı, sahadaki gerçek tablo tüm detaylarıyla ortaya konulmalı ve bu raporlar Tarım ve Orman Bakanlığı’na sunulmalıdır.
Yetkililerin üreticiye sahip çıkması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Çünkü bugün destek verilmeyen çiftçi, yarın üretimden çekilmek zorunda kalabilir.
Bu da sadece üreticiyi değil; piyasayı, ekonomiyi ve vatandaşın mutfağını doğrudan etkiler.
Zarar tespit çalışmaları gecikmeden tamamlanmalı, destek paketleri açıklanmalı ve üreticinin yalnız olmadığı hissettirilmelidir.
Tarım sigortası konusunda da daha güçlü ve kapsamlı desteklerin verilmesi artık bir zorunluluk haline gelmiştir.
Yaşanan felaket yalnızca kırsal bölgelerde değil, şehir merkezinde de büyük etki oluşturdu.
Gaziantep’in birçok noktasında yollar göle döndü, araçlar zarar gördü, balkonlar çöktü, camlar kırıldı.
Vatandaşlar kısa süreli yağışta bile büyük korku yaşadı.
Daha da önemlisi, bu olay Gaziantep’in altyapı sorununu bir kez daha gündeme taşıdı.
Her yoğun yağış sonrası aynı görüntüleri konuşuyorsak, burada artık sadece hava şartlarını suçlamak yeterli değildir.
Çünkü güçlü şehirler sadece güneşli havalarda değil, afet anlarında da ayakta kalabilen şehirlerdir.
Resmi açıklamalara göre kent genelinde çok sayıda enerji hattı zarar gördü, elektrik direkleri yıkıldı ve ciddi hasarlar meydana geldi.
Bu tablo bize şunu gösteriyor: Gaziantep’in afetlere karşı daha güçlü bir altyapıya ihtiyacı var.
Bugün belediyelere ve ilgili kurumlara düşen görev, günü kurtaran açıklamalar yapmak değil; geleceği koruyacak kalıcı projeleri hayata geçirmektir.
Çünkü vatandaş artık aynı sorunları tekrar tekrar yaşamaktan yoruldu.
Unutulmamalıdır ki Gaziantep üretim gücüyle büyüyen bir şehir.
Bu şehrin çiftçisi üretirse ekonomi güçlenir, esnaf kazanır, şehir kazanır.
Ama üretici yalnız bırakılırsa, bunun bedelini sadece çiftçi değil herkes öder.
Temennimiz; yaraların en kısa sürede sarılması, çiftçinin desteklenmesi ve Gaziantep’in bir daha aynı manzaralarla gündeme gelmemesidir.