Arama

Gaziantep Gastronomi Kenti mi, Yoksa Hileli Gıdaların Gölgesinde Bir Şehir mi?

06/07/2026 20:53 | Son Güncelleme : 06/07/2026 23:40 | Müslüm OKATAN


Gaziantep Gastronomi Kenti mi, Yoksa Hileli Gıdaların Gölgesinde Bir Şehir mi?

 

Gaziantep Gastronomi Kenti mi, Yoksa Hileli Gıdaların Gölgesinde Bir Şehir mi?

Merhaba sevgili Sonnokta ailesi...

Gaziantep denildiğinde akla ilk gelen şey gastronomidir. UNESCO tarafından tescillenen mutfağımız, baklavamız, kebabımız, katmerimiz ve yüzlerce yıllık lezzet kültürümüz bu şehrin en büyük markasıdır. Dünyanın dört bir yanından insanlar sadece bu eşsiz mutfağı tatmak için Gaziantep'e geliyor.

Ancak bugün hepimizin kendisine sorması gereken çok önemli bir soru var.

Gerçekten gastronomi kenti olmaya yakışır bir tablo mu çiziyoruz?

Ne yazık ki son yıllarda Gaziantep'in adı ulusal medyada lezzetleriyle değil, hileli gıdalarla anılıyor. Sahte et operasyonları, taklit ürünler, gıda boyalarıyla kırmızı et görünümü verilen ürünler, hileli baharatlar...

Artık ne yediğimizi bilemez hale geldik.

Bir gün sahte kıyma ele geçiriliyor, ertesi gün tavuk eti, horoz eti ve kuyruk yağı çeşitli işlemlerden geçirilerek gıda boyalarıyla kırmızı et görünümü kazandırılıp piyasaya sürülmeye çalışılıyor.

Peki sadece ette mi hile var?

Elbette hayır...

Gaziantep'in vazgeçilmezleri arasında yer alan baharatlarda da zaman zaman akıl almaz oyunlar ortaya çıkıyor. Kırmızı biberden pul bibere, sumaktan karabibere kadar birçok üründe kaliteyi düşüren, tüketiciyi aldatan ve insan sağlığını riske atan hileler yapılıyor. Daha fazla para kazanmak uğruna baharatlara farklı maddeler karıştırılması, boyalarla gerçek ürün görüntüsü verilmesi sadece tüketiciyi değil, Gaziantep'in gastronomi kimliğini de yaralıyor.

Sofralarımıza lezzet katması gereken baharatlara bile artık güvenemez hale geldik.

Fiyatlar zaten ortada...

Her geçen gün yükselen gıda fiyatları nedeniyle vatandaş büyük fedakârlıklarla alışveriş yapıyor. Aldığı etin gerçek et olduğunu, aldığı baharatın doğal olduğunu düşünerek evine götürüyor. Ama maalesef bazı vicdansızlar insanların cebini de sağlığını da aynı anda çalıyor.

Bir gerçeği de teslim etmek gerekiyor.

Gaziantep'in bugün dünyanın tanıdığı bir gastronomi şehri haline gelmesinde Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'in çok büyük emekleri var. Yıllardır gastronomi alanında yapılan yatırımlar, festivaller, tanıtım organizasyonları ve uluslararası çalışmalar sayesinde Gaziantep bugün dünyanın sayılı gastronomi şehirlerinden biri olarak gösteriliyor.

Aynı şekilde Gaziantep Valisi Kemal Çeber de göreve geldiği günden bu yana her platformda Gaziantep'in gastronomisini, kültürünü ve mutfak zenginliğini tanıtmak için büyük çaba gösteriyor. Şehrin marka değerinin korunması ve daha ileri taşınması için önemli çalışmalar yürütüyor.

İşte tam da bu nedenle birkaç vicdansızın yaptığı sahtekârlık sadece insan sağlığını değil, yılların emeğini de kirletiyor. Gaziantep'in dünya çapındaki itibarına zarar veriyor.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan olay ise bunun en acı örneklerinden biri oldu.

Şahinbey Belediyesi zabıta ekiplerinin yaptığı denetimlerde tam 2 ton sahte ve sağlıksız ürün ele geçirildi. Tavuk eti, horoz eti ve kuyruk yağının çeşitli işlemlerden geçirilerek gıda boyalarıyla et görünümü kazandırılıp piyasaya sürülmeye çalışıldığı tespit edildi. İş yeri mühürlendi, ürünlere el konuldu ve sorumlular hakkında yasal işlem başlatıldı.

Burada hakkı teslim etmek gerekir.

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü'nün aralıksız sürdürdüğü denetimler takdiri hak ediyor. Aynı şekilde Şahinbey Belediyesi zabıta ekipleri ve Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu'nun yürüttüğü denetimler, kamuoyunu bilgilendirerek bu işletmeleri ifşa etmeleri son derece önemli ve değerlidir. Çünkü bu tür uygulamalar hem vatandaşın bilinçlenmesini sağlıyor hem de kötü niyetli kişilere güçlü bir mesaj veriyor.

Ancak artık sadece denetim yapmak yetmez.

İnsan sağlığıyla oynayanlara verilen cezalar çok daha ağır olmalıdır. Birkaç gün sonra yeniden iş yeri açabileceklerini düşünenlere en ağır yaptırımlar uygulanmalıdır. Çünkü bunlar sadece kanunları değil, vicdanları da çiğniyor.

Gaziantep gibi gastronomisiyle dünyaya örnek olan bir şehrin, hileli gıdalarla gündeme gelmesi hepimizi utandırmalıdır.

Artık kendimize şu soruyu sormalıyız:

Biz ne zaman bu kadar vicdansız olduk?

Gaziantep'in adını dünyaya duyuran dürüst üreticilere, yıllardır emek veren yöneticilere ve alın teriyle çalışan esnafa en büyük kötülüğü, para hırsına kapılan birkaç vicdansız yapıyor.

Bu şehrin markasını korumak hepimizin görevidir. Gastronomi sadece yemek değildir; emektir, kültürdür, güvenilirliktir ve Gaziantep'in dünyaya açılan en güçlü kapısıdır.

Bu kapıyı kapatmaya kimsenin hakkı yoktur.

Yazıklar olsun... İnsanların sağlığını üç kuruşluk kazanca satanlara da, Gaziantep'in adını kirletenlere de.

Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.