GASTRONOMİ FESTİVALİ BİTTİ… PEKİ FiYATLAR NEREYE GİDİYOR?
Gaziantep, gastronomi festivalinde yine lezzetlerini vitrine çıkardı. Şehrin tanıtımına katkı sağlayan herkese, başta Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’e teşekkür etmek gerekir. Gaziantep mutfağını dünyaya anlatmak kıymetli bir iştir.
Ancak artık şu soruyu da açıkça sormalıyız: Gaziantep’i tanıtıyoruz ama gelen misafiri yüksek fiyatlarla kaçırıyor muyuz?
Şehir dışından gelen bazı ziyaretçiler, fiyatların beklediklerinden çok daha yüksek olduğunu söylüyor. Dile getirilen örneklerde nohut dürümü 100 liradan başlıyor, kebap porsiyonu bazı mekânlarda 600 ila 1.200 liraya kadar çıkıyor.
Şanlıurfalı bir iş insanının iki kişilik döner hesabına 3 bin 500 lira ödediğine ilişkin anlatım da dikkat çekiyor. Hesabın ayrıntılarını görmeden hüküm veremeyiz. Ancak bu tür şikâyetlerin oluşturduğu fiyat algısını görmezden gelemeyiz.
Bir şehrin tanıtımı için harcanan emek, misafirin önüne gelen tek bir hesapla gölgelenebilir.
Elbette maliyetler arttı. Malzemenin, işçiliğin ve ustalığın karşılığı var. Fakat artan maliyetler, fiyat eleştirilerine verilecek sınırsız bir cevap değildir. Müşteri ödediği paranın karşılığını görmek, neye ne kadar ödeyeceğini önceden bilmek ister.
Gaziantep’e gelen insan; Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Kilis ve Adana’daki deneyimleriyle burayı karşılaştırır. “Gastronomi şehriyiz” demek, her hesabın sorgusuz kabul edileceği anlamına gelmez.
Belediye tanıtım yaparken işletmelerin ve meslek odalarının da ziyaretçinin güvenini koruması gerekir. Açık menü, belirgin fiyat, doyurucu porsiyon ve düzgün hizmet temel sorumluluktur. Şikâyetleri “turist zaten öder” anlayışıyla geçiştirmek, şehrin geleceğine zarar verir.
Fatma Şahin’in tanıtım çabaları değerlidir. Ancak bu çabaların kalıcı karşılığı, misafirin memnun ayrılmasıdır.
Festival biter, ışıklar söner; ziyaretçinin anlattığı hesap kalır. Gaziantep’i lezzetiyle hatırlatalım. Pahalılığıyla anılan bir şehre dönüştürmeyelim.