Bu Gidişat Hayra Alamet Değil
Gaziantep’in çarkları dönüyor gibi görünüyor.
Fabrikaların bacaları tütüyor, üretim sürüyor, ihracat rakamları konuşuluyor.
Ama perde arkasında başka bir gerçek var.
Mahkeme koridorlarında art arda açılan dosyalar, konkordato talepleri ve alınan kararlar… Üretim şehrinin kalbinde sessiz ama güçlü bir sarsıntı yaşanıyor.
Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen’in açıkladığı veri bu sarsıntının boyutunu gösteriyor:
Şubat ayının daha ilk 11 gününde 7 firma hakkında konkordato kararı alındı.
Henüz ayın yarısı bile dolmamışken ortaya çıkan bu tablo, sıradan bir ekonomik dalgalanma olarak açıklanamaz. Bu, sistemin içinde bir sıkışma olduğunun işaretidir.
Daha Aralık ayında yalnızca bir haftada yaklaşık 20 konkordato başvurusunun mahkemelere yansıdığı düşünüldüğünde, karşımızda geçici bir sorun değil, büyüyen bir risk alanı var.
Konkordato bir tercih değildir.
Konkordato, “çare kalmadı” demektir.
Bir firma bu noktaya geliyorsa; finansmana erişememiştir, nakit akışı bozulmuştur, tahsilat zinciri kırılmıştır ya da maliyet baskısına dayanamamıştır. Ve bu durum tekil olmaktan çıkıp yaygınlaşmaya başladıysa, artık bireysel hata değil yapısal sorun konuşulmalıdır.
Gaziantep üretimle büyüyen bir şehir. Küçük atölyelerden dev organize sanayi tesislerine kadar bu kentin ruhunda emek var, mücadele var. Ancak bugün o üretim damarlarında ciddi bir basınç hissediliyor.
Yüksek faiz ortamı, kredi kanallarındaki daralma, artan enerji ve hammadde maliyetleri, tahsilat sıkıntıları… Tüm bunlar birleştiğinde işletmeler için ayakta kalmak her zamankinden daha zor hale geliyor.
Konkordato ilan eden sadece firmalar değildir; aslında piyasanın güven duygusu da yara alır.
Tedarikçi temkinli davranır.
Bankalar daha da sıkılaşır.
Risk algısı büyür.
Bu tablo zincirleme bir daralma riski taşır.
Artık yapılması gereken şey açık:
Şehrin ekonomik aktörleri bir araya gelmeli. Oda başkanları, sektör temsilcileri, finans çevreleri kapsamlı bir değerlendirme yapmalı. Hangi sektörler kırılgan? Risk nerede yoğunlaşıyor? Nakit akışını bozan temel etken ne?
Veriye dayalı bir rapor hazırlanmalı ve ilgili bakanlıklara somut çözüm önerileriyle birlikte sunulmalı.
Gaziantep sorunlarını halının altına süpüren bir şehir olmamalı.
Bu şehir krizlerden kaçmaz; yüzleşir ve aşar.
Sanayici bugün alkış değil, nefes almak istiyor.
Belirsizlik değil, öngörülebilirlik istiyor.
Günü kurtarmak değil, geleceği görmek istiyor.
Eğer bu sinyaller doğru okunmazsa, bugün 7 olan sayı yarın daha da artabilir.
Ve işte o zaman mesele birkaç firma değil, bir şehrin ekonomik direnci olur.
Bu gidişat gerçekten hayra alamet değil.